Hoşa Gitmeyen Gösteriş

Dilara Huday

( Prof. Dr. Abdulgafur Acatay’dan)

Ankara’da 1923-1933 yılları arasında en çok göze batan çalışmalardan biri de Mustafa Kemal Atatürk’ün Orman Çiftliği’nin bulunduğu yerde yaşanıyordu.

Eskiden burası Karanlık Dere diye anılan ve isminden de anlaşılacağı gibi, Karanlık Dere’nin çevresi bataklık, sazlık, sivrisinek ve kurbağa yatağı, üst tarafları ise çorak ve bozkırlık bir alandan ibaretti. Buraların bir kısmı hazinenin bir kısmı ise sahipli araziydi. İlk önce 20.000 dönüm, sonra da 15.000 dönüm arazi, sahiplerinden o zamanki değerlerinin üzerinde fiyatlar verilerek alınmıştı.

5 Mayıs 1924 hıdrellez günü bu berbat araziye iki çadır kurulup ve yanında da iki traktör ile işe başlandı. Önce kanallar eşilerek su akıtılmış sonra da ağaç ekimine geçilmişti. Çiftlik arazisine, yörede yetişebilecek bütün ağaçlar dikiliyor ve iklim koşullarına uygun at, koyun, inek, tavuk gibi hayvanlar yetiştiriliyordu.

İstanbul Üniversitesi’nden de birçok profesör Ankara’ya getirilmiş ve onların da fikirleri alınıp yardımları sağlanmıştı. Yüksek ziraat enstitüsüne girecek liseyi bitiren her öğrenci, burada bir yıl tarım işçisi olarak çalışmak zorunluluğunda idi.

Çiftlikteki ilerlemeye öncülük eden Reşat Muhlis çok çalışkan ve bilgili bir kimse idi. O da bu yoğun ve bilimsel çalışmaları, titiz çabaları ile yürütüyordu.

1933 yılında o çorak toprakların yerini, bakımlı ve yemyeşil görünümlü bir çiftlik almış ve modern ziraat, modern hayvancılık ve modern arıcılık uygulanmaya başlanmıştı.

Bu yoğun çalışmalar içinde Reşat Muhlis de Mustafa Kemal Atatürk ile çiftliğe gelir, hep birlikte çiftliği dolaşırlardı. Atatürk hemen her gün çiftliğe gelir, çalışmaları bizzat takip ederdi.

Ben de 1928-30 yılları arasında Atatürk Orman Çiftliğinde mühendis olarak görev yapmaktaydım.

Genel müdür olan İhsan Bey’in milletvekili olmak istediğini işitmiştik. Bu nedenle Atatürk’e çalışkan, iş bitirici görünmek için bir gayret içinde olduğunu fark ediyorduk. Hatta bu isteğin Atatürk’e ulaştığını duymuştuk. Bir gün yine Mustafa Kemal Atatürk çiftliğe gelmiş dolaşarak bilgi alıyordu. O zamanlar çiftlikte fıskiyeli bir havuz vardı. Gezilerek oraya gelindi. Bir de baktık fıskiye yere düşmüş su akmıyor. İşçilerde fıskiyeyi havuzun ortasındaki boruya takmaya çalışıyorlar fakat takamıyorlardı. Havuz çok derin değildi o günde fazla dolmamıştı. Atatürk havuzun önünde durdu çalışmaya bakıyordu. Tam o sırada bizim genel müdür pantolonunun paçalarını eliyle tutarak işçileri azarlamaya başladı ve havuza girdi. İşçilerin yapamadığını onları küçümseyerek yapacaktı.

Bu olay ve gösterişli işgüzarlık Atatürk’ün hiç hoşuna gitmemişti. Tepki göstererek onun gelmesini beklemeden gitti.

Hakikaten de az bir zaman sonra milletvekili listeleri açıklanmış ve bizim genel müdüre yer verilmemişti. Diğer taraftan çok çalışkan ve ciddi çalışmaları olan Reşat Muhlis’in çalışmaları Mustafa Kemal Atatürk’ün gözünden kaçmamış, tarım bakanı müsteşarlığına getirilmiş daha sonra da orada büyük eserler veren Reşat Muhlis Tarım Bakanı olmuştu.
Kaynak: Atatürk’ten Anılar, Yurdakul Yurdakul, 8. Basım, ISBN:979-975-623-737-2

Dilara Huday

Post navigation